|
Op Dr. Hakan
Çoker
Bebek anne
karnında nasıl etkilenir?
Dünyaya
gelişinin ilk dakikaları ama gözlerine dikkatli
bakarsanız ne kadar anlamlı baktığını fark
edeceksiniz.Etrafını algılamaya çalışıyor.Doğar
doğmaz annesinin kucağıyla buluştuğu ve
annesinin sesini devamlı duyduğu için kendini
güvende hissediyor.Ağlamaya ihtiyaç duymuyor.
-
BEBEKLERİNİZLE DAHA HAMİLEYKEN KURULAN SEVGİ
DOLU BAĞLAR ONLARIN YAŞAMA GÜVENLE
HAZIRLANMALARINI SAĞLIYOR.
- DOĞUM
ANINDA BEBEKLERİMİZ HERŞEYİN FARKINDALAR VE
SİZİN SESİNİZE, DOKUNMANIZA İHTİYAÇLARI
VAR.DOĞUMLARINIZA VE BEBEKLERİNİZE SAHİP
ÇIKINIZ!!!
-
DOĞUMDAN HEMEN SONRA BEBEKLERİNİZİN
KUCAĞINIZA VERİLMESİNİ TALEP EDİNİZ...
Elbette ki
bebeklerin beyni bizim kadar karmaşık çalışmaz.
İstekleri ve duygusal ihtiyaçları erişkinlerden
çok daha basittir. 5.aydan itibaren bizleri
duyarlar. Her söylediğimizi anlamaları mümkün
değildir ancak zihinsel gelişimleri ses tonumuzu
çok kolay ayırt edecek şekilde gelişmiştir. Ses
tonumuzdan stresli veya gevşemiş ve mutlu
olduğumuzu ayırt edebilirler. Ayrıca stres
sırasında salgıladığımız hormonların onlara da
ulaşması nedeniyle bu hormonların kendilerinle
oluşan etkileri de öğrenirler. Huzurlu bir
annenin salgıladığı hormonlar bebeklerimizde de
gevşeme etkisi yaratır. Mutlu annelerin
bebekleri mutluğun tadını bilirler. Devamlı
stres altındaki annelerin bebekleri ise sürekli
salgılanan stres hormonlarının yarattığı
rahatsızlık nedeni ile kendilerini güvensiz bir
ortamda hissederler.
Dış dünyanın tüm etkileri bebeklere anneleri
vasıtasıyla geçer. Sesler bile annenin bedenini
geçtikten sonra onlara ulaşır. Bu aşamada en çok
duydukları ses annenin kalp atımlarıdır. Tüm
fonksiyonlarını yaşarken,tüm sesleri duyarken ve
kendince tüm duygularını hissederken annenin
kalp atım sesi sürekli onların yanındadır.
Bebekler bir şekilde normal, sağlıklı ve mutlu
olan kalp atımlarını ayırt ederler. Bu kalp
atımları sayesinde uykuya dalarlar,oynarlar ve
dinlenirler. İnsan beyni erişkinde olduğu gibi
fetusta da çoğu bilgiyi sembolize ederek
bilinçaltına koyar. Burada sakin bir kalp atışı
sakinliği, güvenliği ve sevgiyi sembolize eder.
Sakin atan huzurlu bir anne kalp sesi bebekleri
sakinleştirdiğine göre, acaba bu sesler doğum
sonrasında bebek bakımında da etkili olabilir
mi? Bunun için bir çalışma yapılmış. Bebeklerin
toplu odalarda bırakıldıkları dönemde yapılan bu
çalışmada hastanedeki bebek odalarının birine
her gün teypten sakin anne kalp atışları
yayınlamışlar. Pozitif bir etki bekliyorlarmış
ancak etki düşündüklerinden daha büyük olmuş.
Bebekler daha fazla yemişler, daha fazla kilo
almışlar,daha iyi solunumları olmuş, daha az
ağlamışlar ve daha az hasta olmuşlar.
Elbette kalp atımlarınız sizin elinizde olmadan
artar veya azalır. Kalp atımımızı kontrol
etmemiz zor. Ancak bunun kolay bir yanı var;
duygularımız. Duygularımızı daha iyi anlayabilir
ve onlarla daha etkili çalışabiliriz. Duyguların
bedenimizde yarattığı etkilerle bebeğimizin
gelişmekte olan beyninde pozitif ya da negatif
yönde etkiler bırakırız. Bunu bilmek bile
davranışlarımızı bir kez daha gözden geçirmek
için yeterli bir sebeptir.
Bebeklerin bilinçaltının daha anne karnındayken
oluştuğu artık biliniyor. Bu yüzden gebeliğiniz
sırasında siz farkında olmadan bebeğinizin
karakteri üzerinde büyük etkiler bırakıyorsunuz.
Bu etkiler bilinçli anne-babalarda pozitif
olurken, diğerlerinde travmalar şeklinde
bebeğinizin bilinçaltına yerleşiyor. Bu konu
artık pre-natal yani doğum öncesi travmalar
olarak inceleniyor. Hatta bu konuda uzmanlaşmış
psikologlar bu travmaların minimumda yaşanması
için anne ve baba eğitimleri veriyorlar. Çocuk
psikologları çocuklarda oluşan sorunlarla ilgili
çocuklar hakkında konuşurlarken, pre-natal
psikologlar daha doğmamış çocuğumuzun pozitif
gelişimi için çalışıyorlar.
Tabii bu demek değil ki aklımıza gelen her
heyecan dolu şeyde veya anlık streslerimizde
bebeğimiz derhal negatif etkilenecek ve bu etki
ömür boyu sürecek. Hayır bu böyle olmuyor.
Günlük hayatın stresi karşısında salgıladığımız
hormonlar da bebeğe geçerek onların yavaş yavaş
bu değişimlere uyum sağlamasını sağlıyor. Yani
bebeklerin anne karnında karşılaştıkları
stressler onların yaşama uyumlarını
kolaylaştırıyor. Negatif etkilerin bebekte ömür
boyu kalıcı olabilmesi için şartlı reflekse
dayalı öğrenme tekniklerinin etkili olması
gerekir. Yani negatif etkilerin belli bir süre
tekrarlanması sonucu bebeğin bunu öğrenmesi
gerekir. Bu aşamada en fazla iz bırakan etki
bebeğin istenmemesidir. Bebekler bir şekilde
bunu algılıyor.
Bir olayda bebeğin doğumdan sonra annesini
emmediği görülmüş. Ne yapılırsa yapılsın bebek
anneyi ve memeyi reddediyor ve asla emmiyormuş.
Bu konularla yakından ilgilenen doktorunun
aklına bir fikir gelmiş. Yeni doğum yapmış bir
anneden bebeği emzirmesini rica etmişler.Bebek
tanımadığı halde bu yeni anneyi derhal
kabullenerek istekli bir şekilde memeyi emmiş.
Konuyu araştırmak için doktor bebeğin annesi ile
detaylı konuşarak hamilelik dönemin sorgulamış;
herhangi bir enfeksiyon veya travma
araştırdığında bulamamış. Ancak konu daha
derinleştirildiğinde annenin aslında bebeği asla
istemediği, gebeliğe hazır olmadığı ve tamamen
eşinin zoruyla hamile kaldığı ve tüm
hamileliğinden nefret ettiği ortaya çıkmış. Yani
bebeğimiz tüm gebelik boyunca reddedilme
duygularıyla büyüdüğü için zarar görebileceği
düşüncesiyle kendisini istemeyen bu anneden
kendini sakınmaya çalışıyor ve reddediyor.
Bebekler işte bu kadar detaylı bir bilinçle
doğuyor. Elbette bu bebek ve anne arasında sevgi
dolu bir bağ kurulacaktı ancak bunun uzun bir
zaman alacağı çok açık olarak bellidir.
Evet,bebekler anne karnında öğrenirler hatta
sizinle iletişim kurarlar. Bir çalışmada önce
bir gürültü karşısında bebeklerin
tekmelediklerini keşfetmişler. Oysa rahimde
titreşim yaratan bir alet kullanıldığında bu
cevap oluşmamış. Daha sonra önce gürültü, hemen
ardından da rahimde titreşim yaratacak bu aleti
kullanmışlar. Bebekler her gürültü ve ardından
titreşimden sonra tekmeleyerek cevap vermişler.
Bir süre sonra gürültü olmadan sadece
titreşimler tekmeleme cevabını almak için
yeterli olmuş. Bu çalışma bebeklerin anne
karnında öğrendiklerinin bir kanıtı ancak
öğrenebilmeleri için düzenli bir tekrar
gerekiyor. Bu tekrarlar bebeğinizin
bilinçaltında bazı etkiler bırakıyor. Bu yüzden
erişkinlerde saptanan aşırı korkular, takıntılar
gibi bazı davranış bozukluklarının araştırılması
aşamasında anne karnı ve özellikle doğum anına
kadar inilebiliyor.
Yine bir çalışmada sigaranın bebek davranışları
üzerindeki etkisi araştırılırken annenin her
sigara içmeyi düşündüğünde bebekte gerginlik
hali saptanmış. Bu durumda bebeğin kalp atışları
hızlanıyormuş. Bu gerginlik daha anne sigara
içmeden yani sadece sigara içmeyi düşündüğünde
bile oluşuyormuş. Elbette bebek annenin sigara
içip içmediğini göremez ama beyni yeterince
geliştiğinden sigara ve kendinde yarattığı
negatif etkiler arasındaki bağlantıyı kurabilir.
Bunu kanda düşen oksijen seviyesinin annede
yarattığı kötü etkilerden bilir. Daha da kötüsü
bebek üzerinde oluşan psikolojik etkiler çok
önemlidir. Kronik bir belirsizlik ve korku
yaşar. Bu acı verici olayın ne zaman ve ne
şiddette olacağını yaşayana kadar bilemez.
Tekrarlanan bu ve benzeri negatif olaylar onda
derin bilinçaltına yerleşmiş şartlı
gerginlik-sinirlilik sendromu yaratır. (Belki de
bu yüzden bebeklerimizin bazıları doğar doğmaz
huysuz ve huzursuz bebek damgası yiyor olabilir
mi?)
Bu bilgilerin en güzel yanı şartlı öğrenmeyi
pozitif yönde kullanabileceğimizdir. Bilinçli
bir aile tüm bu farkındalıklarla bebekleri
üzerinde kalıcı pozitif etkiler bırakabilirler.
Buna en güzel örnek bebeğin anne karnında müzik
dinlemesi ve öğrenmesidir. Anne karnında sakin
müzik dinleyen bebekler bu müzikle rahatlarlar
ve bu müziği öğrenirler. Doğum sonrasında da ne
kadar gergin ve ağlayan durumda olurlarsa
olsunlar bu müziğe gevşeme ile cevap
verirler.(Bizde eğitim alan ailelerimizde bu tür
tecrübelere çok rastladık. Burada önemli olan
aynı müziğin tekrarlanmasıdır.)
Bir müzisyene röportaj sırasında müzikle ne
zaman ilgilenmeye başladığını sorduklarında anne
karnında başladığını söyleyince açıklamasını
istemişler. Piyanist olan bu kişi önüne hiç
çalmadığı bir parça gelmesine rağmen daha nota
sayfalarını açmadan bu parçanın notalarını
görebildiğini ve hatta anında çalabildiğini
farketmiş. Daha sonra bu konunun üzerine
gittiğinde araştırmaları anne karnındaki
yaşamına kadar gitmiş. Kendisi gibi piyanist
olan annesinin ona hamileyken sürekli bu parçayı
çaldığını öğrenmiş.
Buna benzer bir olayı geçenlerde bir hastamdan
dinledim. Anne karnında öğrenme konusunu
açtığımda bana ilk çocuğu hakkında yukarıdakine
benzer bir olay yaşadığını heyecanla anlattı.
Hamileliği sırasında bebeğine dinlettiği ancak
daha sonra bir daha hiç çalmadığı bir parçayı
çocuğu 4 yaşlarına geldiğinde kendiliğinden
söylemeye başlayınca çok şaşırmış. Çocuğu bu
parçayı hiç dinlemediği halde ezgilerini tam
olarak söylemesinin anne karnındaki öğrenme
etkisiyle olduğuna çok emindi.
Pozitif etkilenime bir örnek de annenin kendini
güvende hissetmesidir. Güven gerek hamilelikte
gerekse doğum sırasında annelerimize
verilebilecek en değerli hediyedir. Sevilen,
değer verilen ve korunduğunu hisseden annedeki
pozitif etkilerin tümü bebeğe hem doğal olarak
geçer hem de bilinçli olarak verilebilir.
Kendine güvenli ve sıcak bir ortam yaratan
anneler duyguları, hayalleri, rüyaları ve
düşünceleriyle oluşturdukları pozitif etki
sayesinde bebeklerinin ileri yaşamdaki hayatını
etkiler.
Bu aşamada anneyi etkileyen her şey bebeği de
etkiler. Gebelik sırasında karşılaşılan en büyük
sorun eşini reddeden,değer vermeyen ve gebeliğin
tüm sorumluluğunu anne üzerine yükleyen bir baba
adayıdır. Bu kavram babaya bebeğin karakterinin
gelişiminde daha anne karnındayken büyük bir
sorumluluk yükler. Onlardan beklenen görev
aslında çok ta büyük değildir; anneye sevgi ve
güven vermek, bebekle iletişim kurmak. Bebekle
erken kurulan ilişki anneye güven ve sevgi
verir, bu da bebekte pozitif etkilein başlangıcı
demektir.
Artık bebeklerin bağ kurulması halinde
babalarını da daha anne karnındayken tanıdığını
biliyoruz. Bununla ilgili okuduklarımızın yanı
sıra kendi hastalarımızda yaşadığımız tecrübeler
de baba-bebek ilişkisinin anne karnında
sağlanabileceğini bizlere ispatlıyor. Yani
bebekler anne karnındayken bile ona sevgi veren,
onunla konuşan babalarını doğumun ilk
dakikalarında bile sesinden tanıyabiliyorlar.
Doğumdan sonraki ilk dakikalarda bile bebekler
babalarının sesini tanıyabiliyorlar. Bu da
onlarda "güvendeyim" hissini yaratıyor. Bu
yüzden doğumdan sonraki dünyayla tanıştığı ilk
dakikalarda bebeğin kendini güvende hissetmesi
açısından mutlaka anne kucağı ve sesiyle
ilişkisi hayati bir öneme sahiptir. Annenin bunu
sağlayamadığı durumlarda (sezaryen, bayılma
gibi) bu görevi babanın üstlenmesi gerekir.
Erken kurulan bu baba-bebek bağı babada kendine
güven ve geçmişten gelen negatif etkilerin
silinmesi açısından önemlidir. Ayrıca erken
kurulan bu bağ sayesinde doğumdan sonra
özellikle saygı ve değer görme açısından erkek
arkadaşlarıyla sık sık dışarda vakit geçirmeye
meyilli babalarda bu kısırdöngü kırılır.
Bebeğine vakit ayıran, onunla iletişim kuran,
sorumluluklarının farkında babalar haline
gelirler.
Evet,bebekleriniz anne karnındayken sizlerle
ilişki kurmaya çalışıyorlar. Sizlere seslerini
duyurmak için kelimelerden çok hareket
kabiliyetlerini kullanıyorlar. Çok
yorulduğunuzda dinlenmenizi istiyorlar.Bunun
için oynamayarak tepki veriyorlar. Yüksek sesli
kötü bir müzikte aşırı oynayarak
rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. Huzurlu
olduğunuzda sakin hareketlerle size eşlik
ediyorlar ve kendilerini sevgiyle
hissettiriyorlar. Aç kaldığınızda sessizlikle
tepki vererek sizi yemek yemeye teşvik
ediyorlar. Ve daha bilmediğimiz kimbilir neler
yapıyorlar.
Anne karnında bebeklerin ihtiyaçları
büyüklerinki gibi karmaşık değildir. Tek
istedikleri sevildiklerini hissetmek, güvenli
bir ortamda olduklarını bilmektir. Kendinizi 9
ay bir odada duygusal, dokunsal ve sosyal tüm
ihtiyaçlarınızın karşılanamadığı bir ortamda
hissedin. Kendinizi terk edilmiş gibi
hissedersiniz. Sağlığınız ve sosyal yapınız
yavaş yavaş bozulur. 9 ay sonra ne kadar negatif
etkileneceğiniz apaçık bellidir. Bebekler
yeterince iletişim kurulmadığında kendilerini
aynı durumda hissederler. Bunu engellemek için
sizden çok basit bir şey isterler;onlara
dokunmanızı ve onlarla konuşmanızı. İnanın bu
kadar basit bir iletişimin etkilerini bile daha
doğumun ilk dakikalarında keşfedeceksiniz.
Bebekleriniz sizin sesinizi ve kalp atımlarınızı
hissettiği andan itibaren güvenilir bir dünyaya
adım attıklarını yürekten hissedecekler, hayata
daha bir pozitif destekle başlayacaklar.
Bebeklerimize daha doğmadan saygı duymamız ve
kendi yaşamımızı düzenleyerek onların anne
karnındaki huzurunu arttırmamız gerekiyor.Anne
karnı,doğum anı ve ilk 3 yaşda bebeğiniz
üzerindeki etkileriniz onların geleceğini
belirleyecektir. |
|